fitness1
kose1
Film metni

Madenciliğin başka işkollarından farkı, sadece günışığından yoksunluğu değildir. Kömür madeni deyince çoğu zaman akla tek renk gelir. Oysa madenciliğin istatistikleri bile öbür işkollarınınkilerden daha renklidir.

Meselâ, başka istatistikler, yıllar, üretim miktarı, ihracat, işçi başına üretim, maliyet şu bu diye giderken, madencilik istatistiklerinde şöyle ilginç kalemler göze çarpar: milyon tona düşen ölüm adedi, yıllara göre ölümlerdeki artış-azalış, yaralı miktarı, falan... Çin'de hâlâ her yıl iki-üç bin madenci, kazalarda ölür. 2004'te her hafta en az on kişinin öldüğü bir kaza mutlaka olmuştu.

okRed

Serbest piyasa ekonomisi şöyle çalışır: Madene inip inmemek serbesttir. Sen inmezsen, inecek başka biri mutlaka bulunacaktır. Madenci, duasını eder ya da küfür eder ve aşağı iner. Ama inmeden mutlaka sevdikleriyle vedalaşır, çünkü, dinlediğiniz şarkıda söylendiği gibi, bir defa aşağı indikten sonra "elveda" deme şansı artık yoktur.

Madenci aşağıda ne yapar?

Yukarıdakilere göre cevap basittir: Çalışır. Aşağısı, iş saatinde çalışılıp arada mola verilen, beş dakika dışarı çıkıp gelinebilen bir yer değildir. Kömüre kazmanın vurulduğu yere gidiş dönüş bile bazen saatler sürer.

Madenci yerin yedi kat dibinde ter döker, terini siler, su içer, kömür tozu yutar, yemek yer, üzülür sıkılır, hayal kurar, heyecanlanır, öfkelenir, şakalaşır, kısaca yaşar.

Ve hastalanır.

ABD'de halen, yani 21. yüzyılda, her sene dört bin kadar maden işçisi "madenci hastalığı" denen illete yakalanır. Yeni binyılın parlayan güneşi Çin'de bu rakam yılda 10 bindir. Fransa’da 1920’lerden 1970’lere, ciğerleri hastayken çalışan işçi oranı azalmamış, artmıştır. "Madenci hastalığı", akciğerleri mahveder, sonunda öldürür.

rontgen

Hastalığa yakalanan madenciler çalışmaya devam eder, şansları varsa emekli olup öyle ölürler. Hiçbir ülkede, madenciler arasında hastalık oranı yüzde 10’un altında değildir.

Gündüz vardiyasında çalışan bir madenci, günışığını yılın birkaç ayında, günde bir-iki saat görür. Bir ülkenin kişi başına kömür üretimi artarsa o ülke gelişiyor demektir.

Ekonomi tam gelişirken, maden ocağının dibinde bir gün bir homurtu duyulur. Sonra, -gök zaten yoktur-, yer altüst olur.

okRed

Madende sinsi bir düşman, metan gazı, iyi havalandırılmayan köşelere sinip bekler. Bir de açık düşman vardır: kömür tozu. Madenci çalıştıkça, düşmanı artar, birikir. Madenin herhangi bir yerinde ufak bir patlama da olsa, kömür tozu zincirleme bir reaksiyon yaratıp bunun etkisini büyütür. Kömür tozu felaketi büyütmek için işe karıştığında ortaya muazzam miktarda karbon monoksit çıkar. Kömür tozu tamamen yanıp yok olmaz, bulutlar oluşturur, havalandırmayı da önler. Ve karbon monoksit madenin her yerine yayılır, işçileri zehirler. Japonya’nın Miike madeninde 1963’te meydana gelen patlamada başlangıçta 20 işçi ölmüştür. Ama 438 işçi karbon monoksitten zehirlenerek can vermiştir. Madendeki 1403 işçinin 1197’si, ya ölmüş ya da zehirlenip hastalanmıştır.

Aşık Mahzuni Şerif kısaca şöyle anlatır: Toptan ölür madenciler.

novaScotia

Film 1956'dan, Kanada'nın Nova Scotia bölgesinde 39 işçinin öldüğü kazadan. Aynı bölgede 1873'te 350, aynı madende 1891'de 125 işçi ölmüştü. 1958'de, iki yıl sonra yine bu madende 74, 1992'de de bölgede 26 madenci öldü. Bu filmdeki madenci ailelerinden bir yıl önce Türkiye'de, Gelik ocağında can veren 55 madencinin eşleri, çocukları ağlamıştı. Ondan bir yıl önce de, Kozlu İncirharmanı ocağında ölen 13 işçininkiler. Bu, aynı ocakta 53 kişinin hayatını kaybettiği kazadan sadece 7 yıl sonra, 25 işçinin öldüğü kazadan 13 yıl önceydi. Bu ocakta 1968, 1972, 1973 ve 1974'te de yaklaşık kırk madenci öldü. E, bunlar eskidendi; öyle mi? Güzel. 2010 Şubat'ında Balıkesir Dursunbey'de 13 işçinin öldüğü maden ocağında daha önce üç defa patlama olmuş, toplam 18 işçi ölmüştü. 2010 Mayıs'ında Kozlu'da 30 işçinin öldüğü ocakta da...

Bakın 1956'ya ait haftanın haber filminde maden kazasının arkasına ne denk gelmiş: Özgürlük Anıtı’nın yaşgünü. E, özgürlük çağını herkes kutlamalı!

okRed

Şair Ceyhun Atıf Kansu şöyle anlatmıştı:

Ana, kardeş, çocuk, bıraktılar geldiler
Yeryüzünden yüz kırk metre aşağı indiler
Bir uğultu duyuluyor, neyleyim neyli
Çıkamadılar, tam kırk sekiz kişi idiler.

Böyledir, madenciler toptan ölür...

okRed
yarali

Onlar ölünce serbest piyasa ekonomisi ve ilerleme geçici bir kesintiye uğrar. İş durur.

Geride kalanlar ikiye ayrılır: Yaralılar ve öbürleri. Yaralılar zararsızdır.

Öbürleri tehlikeli bir sessizliğe bürünürler. Donup kalırlar. Yeterince donmazlarsa diye başlarına askerler dikilir.

Madenci cenazelerinde şehrin ve devletin ileri gelenleri çok üzülür. Acısı ve öfkesi her an isyan duygusuna dönüşebilecek kalabalık, adı üstünde, onlardan kalabalıktır. Henüz dul kalmış eşlerin, yetim kalmış çocukların üstüne askeri polisi sürmek zorunda kalabileceklerini bilmek, yetkililerin hassas ruhlarını incitir.

Madencilerin geride bıraktıklarıysa... ağlayacak ve yine çalışacaklardır. Serbest piyasa ekonomisi böyle işler. Çalışacaklar ve vakitsiz öleceklerdir. Kaza olmazsa, kömür tozu yapışmış ciğerleri yüzünden.

okRed
tvekranlar

Şair, Melih Cevdet Anday, büyükşehir orta sınıf genç kızlarının kışın en soğuk günlerinde apartmanlarında tişörtle dolaşabilmesini sağlayan ilerleme düzeyimizi şöyle anlatır:

...Dipte, maviliklerin oynaştığı,
Küçük bir balığın kanadı gibi yalnız,
Umutsuzluğun bir anlamı kalmadığı,
Kumlara gömülmüş ya da kayaya takılmış
Çapanın, gemisini bekleyen çapanın
Altında, toprak başlar ya, sonra da
Maden. Az önce çökmüş madenin altında,
Lamba söndükten sonra yıkılmış tavanın
Ve duvarı tutan kalasın altında
Tek başınaydı yaralı işçi, karanlık
Yok etmiş gözlerini ama
Kendindeydi daha, ufak bir güneş,
Dünyanın en ufak güneşi,
Çocukluk gibi, düşüncesiz kuşlar gibi,
Duydu demir aldığını geminin
Gürültülerle.
Ve yukarda,
Uzak bir göğün altındaydı deniz,
Bulutlar, martılar ve deniz.

Bu ilerleme düzeyine yakışan şudur: General Electrics’in reklam şirketi, madenciler için yazılmış 16 Tons parçasını alır ...ve hiç utanmaz.

okRed
Ek bilgiler, açıklamalar
kazaduvar

Filmi yaparken tabii ki en çok uğraştığım mevzu maden kazaları oldu. Kapitalizmin en vahşi halini, emeğinden başka serveti olmayanların uğradığı en korkunç saldırıları yaşamış Batı ülkelerinde, verilmiş sayısız hak ve onur mücadelesi sonucunda, yine de insana saygı kırıntılarını her yerde bulmak mümkün. ABD veya İngiltere'de, 150 yıl önce olmuş kazada ölenlerin isimlerine kolayca ulaşabiliyorsunuz. Bir de Türkiye'nin kaza istatistiklerine bakın. Üşenmeyin, arayın internette. Bizde ölüler, siyasî kimlikleri varsa, yürüyüşlerde pankart yapmaya yarar, yoksa unuturuz giderler. Yukarıdaki, filmde yeralan "kazalar duvarı"ndan bir kesit.

selametle

1985 başı. "Cumhuriyet" gazetesinde çalışırken, bir yazı dizisi için çektiğim fotoğraflardan. Maden kapılarında yazan mâlûm lafı kendime hep şöyle tercüme ediyorum: "E, kardeşim artık ölürseniz de ne yapalım!"

cem_mahzuni

Bu bölümde Cem Karaca'nın "Maden Ocağının Dibinde"sini epeyce dinleyebiliyoruz. Mahzuni Şerif'in "Madenci"sini ise azıcık. "Kazalar Duvarı"nı gezerken bize eşlik eden parçayı, Youtube'dan buldum. Joseph Cormier yapmış, çalıyor, söylüyor: "No Way to Say Goodbye".

patlama

1800'lerden itibaren, hemen bütün büyük maden kazaları için insanlar gravürler, desenler yapmış. Bugün internet sayesinde bunlar gün yüzüne çıktı, daha bir ortalıktalar. Filmde, sayısız desen ve gravür, kimileri birleştirilmiş, kimileri bir şekilde hareketlendirilmiş olarak yeralıyor.

banyo

Bu fotoğraf 1980'lerin ortalarından, Zonguldak'tan. Madenciler temizlenip paklanmaya çalışıyor. Banyoya girmeden sigara tüttüren Ukraynalı madencilerin şu fotoğrafını görmelisiniz. Buradaki etkileyici madenci fotoğraflarına da bakın lütfen.

newsreelHaftalık haber filmleri kuşağı ("newsreel"), Universal stüdyolarının 1929'da başlatıp 1967'ye kadar haftada iki defa hazırladığı, sinemalarda gösterilen, 7-10 dakikalık filmlerdi. Türkiye'de Ziraat Bankası uzun süre bunun benzerini yaptırmıştı. 1976'da, Universal'in, dolayısıyla filmlerin sahibi olan MCA (Music Corporation of America) şirketi tuttu, filmleri Millî Arşiv'e verdi. Böylece copyright meselesi ortadan kalkan filmlere ulaşmak, bunları indirmek, kullanmak mümkün. Bu tabiî özellikle belgeselciler (hattâ tarihî haber malzemesiyle deneysel işler yapmak isteyenler) için bir hazine. Bu haber filmlerine buradan veya buradan ulaşabilirsiniz.
ceyhunAtifKansu

melihCevdetCeyhun Atıf Kansu'nun filmde yeralan şiirinin gerisi şöyle geliyor: "Ağır olur kara gözlü kömürlerin uykusu / Çeker kucağına Ereğli’den, Devrek’ten / Nice uykusuz garipleri bir anda uyutur." Kapanış sözleri yerine dinlediğimiz, Melih Cevdet Anday'ın (sağda) şiiriyse insana, "bir trajedi bu kadar dolaylı ve tam da bu yüzden bu kadar hazin mi anlatılır!" dedirtiyor. Herhalde şiir denen şey tam da bu olsa gerek.

cenazeikili

Maden bölgesine gazeteci olarak ilk kez, 1983'ün 7 Mart'ında Armutçuk'ta 103 işçinin öldüğü kazadan sonra gitmiştim. Ölü sayısının çokluğu ve perişan olmuş ailelerin acısı kadar, havaya yayılmış çaresizlikten çarpılmıştım. Madene inmekten, ölmekten başka çaresi olmayan onbinlerce insan... Sonra tekrar tekrar gittim. Fotoğraf, 1984'ten.

benshahn

Ben Shahn'ın "Death of a Miner" (Bir Madencinin Ölümü) resmi. Sergimizde bu defa bu var. Altta da benim çektiğim madenci cenazesi fotoğraflarından biri. 1984 yılından.protokol

modelminers

avedonMinerGeneral Electrics'in, Tennessee Ernie Ford'un "16 Tons"unu kullandığı reklam filmi, epey tartışmaya yolaçtı. İnsanlar, madenci suretine büründürülmüş seksi kadın ve erkekleri görünce genel olarak "hı hı, tabiî tabiî" dediler. "Slate" dergisinde Seth Stevenson, Richard Avedon'un sahici madenci portrelerine (ufak fotoğraf bunlardan biri) işaret etti. "New York Times"ta Josh Ozersky, içerikle ilgili itirazlarının yanısıra, "Hiphop videolarında da reklamlarda da, seksi kızları, tenlerini yağlayıp kameranın önüne koyuyorsanız, söyleyecek bir şeyiniz yok demektir," diye yazdı. Reklam, madenci ailelerinden büyük tepki gördü ve iddiaya göre bu yüzden kaldırıldı. Tartışmayı toparlayan bir kaynak için burayı tıklayın.